Yazı Detayı
15 Mayıs 2018 - Salı 11:06 Bu yazı 1645 kez okundu
 
AĞLAYARAK AF DİLEMEK!
Ahmet Eroğlu
Ali Yasir Çolak
 
 

Ben, gerekirse “ağlayarak özür dilerim”, tövbe ederim, af talep ederim. Bunu, doğru bildiğim ve doğru yaptığım şeyler için değil, doğrusunu bildiğim ve doğru olanı yapmadığım şeyler için yaparım. Yaratılmış her şeye karşı sorumlu olduğumu bilirim ve özellikle de bunlar arasında, benim huzuruma üzerinizde “kul hakkı” olduğu halde gelmeyin emrine uygun davranmamışsam, mutlaka ağlayarak tövbe etmem gerektiğini bilirim.


Halka hizmet, Hak’ka hizmettir düsturu ile yola çıkan bazı dostlarımın işlediği günahlara da ortak olduğumu düşünürüm, onlardan bazılarının doğru olan bir ilkeye sarılarak bulundukları yerlere gelmiş olmalarından, sonrasında yanlışa sapmalarından ve benim de buna katkı vermiş olmamdan dolayı, üzülürüm ve pişmanlık duyarım. Onları uyarıp, doğru olana yönlendirememişsem, benim de zoruma gider, buğz ederim. Düzelmeleri için hem ikaz ederim hem de dua ederim.
İçimizdeki bazı beyinsizler yüzünden, Rabbimin huzurunda da hesap veremeyeceğim durumlar yaşamak, en korktuğum hususlardandır. Para, mevki ve makam hırsıyla yanıp tutuşan bazı aymazlar ve sahtekarlarla birlikte yürümekten ve onların günahlarına ortak olmaktan, Allah’a sığınırım. Bunları tespit edebilmek kolay olmadığı için, içinde inananların da olduğu birçok kavim helak edilmiştir. Onların içimizde yer alması, bizimle birlikte hareket etmesi, bizim yanımızda olduklarında alçak gönüllü ve mütevazi bir profil çizmeleri, ancak bizim görmediğimiz ortamlarda kibir ve gururla hareket etmeleri, nobranlaşmaları ve zalimce iş tutmaları, herkes gibi, beni huzursuz eder. Bunların olmadığı ya da olmayacağı bir topluluk da düşünülemez. Onlardan kurtulmak, benim de bir Müslüman olarak, en büyük dileğimdir.


Kısacası, hem kendi günahlarım, hem de benim desteğimle mevki ve makam elde edenlerin günahlarına ortak olduğumu düşündüğüm dostlarımın günahları için, yalnızca O’ndan af dilerim, yalızca O’na tövbemi sunarım ve yalnızca da O’ndan korkarım. Din gününün sahibinden başka hiçbir güç karşısında eğilmem ve ağlamam.


Kininden ve siyasi görüşünden hareketle, beni veya içinde bulunduğum dostlarımı, arkadaşlarımı, milletimi ve dinimi düşman edinmiş, hiçbir güçten tırsmam, tehditlerine aldırış etmem ve güç sahibi olduğu zaman da, ne önünde diz çökerim, ne tövbe ederim ne de yalvararak af dilerim. 


Milli olmayan, yerli olmayan, dış güçlerin yönettiği, vatanıma, milletime ve dinime kast edecek bütün şerlerin def edilmesi için kanımın son damlasına kadar mücadele ederim. Mücadelemin sonu, bilirim ki; ölümle sona erecekse, şehadettir. Hak ve doğru olanı savunduğum sürece, bedenimdeki canı sahibine iade etmekten, şeref duyarım. Bundan dolayıdır ki; bazıları market ve bankomat kuyruğuna koştuğunda, ben, iki yaşındaki oğlumu da yanıma alarak meydanlara koştum. Geri dönmeyi de düşünmedim. 


Mezhep ve meşrep taassubundan nefret ederim. Ne mezhebimle, ne ırkımla ne de mezar taşlarımla övünmem. Bir başkasının da bu taassupları mesnet kabul ederek, kin ve nefret tohumu saçmasını, bunlar için kan dökmesini ve düşmanlık beslemesini, kınanması gereken bir insanlık suçu sayarım.


Bu arada, benim gibi düşünmeyen, benim inandığım şeylere inanmayan ve benim yaşadığım gibi yaşamayan; buna karşılık, bana, inancıma, düşünceme ve yaşam tarzıma saldırıp düşmanlık etmeyen insanların yüzüne tükürmeyi düşünmem, sadece “senin dinin sana, benim dinim bana” diyerek, uzaklaşırım.
Benim, dinimin adıdır BARIŞ!

 
Etiketler: AĞLAYARAK, AF, DİLEMEK!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı